Muharrem Erkek: “İçişleri Bakanlığı’nda Paralel Bir Seçim Takip Sistemi Kurulduğunu Tespit Ettik. Demokrasiye, Milli İradeye Darbe mi…

CHP Hukuk ve Seçim İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Muharrem Erkek, İçişleri Bakanlığı’nda paralel bir seçim takip sistemi kurulduğunu tespit ettiklerini açıkladı. Bakanlığın kaymakamlıklara ve valiliklere bunun için talimat verdiğini, Kiraz Kaymakamlığı’nın seçim günü anlık sandık sonuç tutanaklarının verilmesi talebinin ilçe seçim kurulu tarafından reddedildiğini belirten Erkek, “İçişleri Bakanlığı, Yüksek Seçim Kurulu’na paralel bir seçim takip sistemini niçin oluşturuyor? Kaybedeceğiniz zaman darbe mi yapmayı planlıyorsunuz? Demokrasiye, milli iradeye darbe mi gerçekleştirmeyi planlıyorsunuz? İşte maalesef böyle bakanların, böyle bir yönetim anlayışının bu ülkede egemen olması, bu derece partizanlık ve böylesine bir parti devletin inşa etmek, gerçek bir beka sorunudur” dedi.

CHP Hukuk ve Seçim İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Muharrem Erkek, bugün partisinin genel merkezinde basın toplantısı yaptı. İçişleri Bakanlığı’nın paralel bir seçim takip sistemi kurmayı amaçladığını belirten Erkek, şunları söyledi:

“14 Mayıs’ta seçim ilk turda bitiyor. Kazanıyoruz. Türkiye kazanıyor ve bütün Türkiye’ye söz veriyoruz: 15 Mayıs sabahı yine baharlar gelecek.

12 gün sonra bir seçim var. Her seçimde olduğu gibi bu seçimde de milli irade egemen olacak. Sandıktan çıkacak seçmenin iradesi, sonucu belirleyecek. Seçimlerde seçimin başlangıcından bitimine kadar tüm işlemleri yürütmeye yetkili organ, seçim kurullarıdır. Yüksek Seçim Kurulu, il seçim kurulları, ilçe seçim kurulları seçimlerde siyasi partilerle birlikte çalışır. Seçim günü sandıklar açıldıktan sonra düzenlenen sandık sonuç tutanakları, yalnızca ve yalnızca siyasi partilerin ve adayların müşahitleriyle yani yetkili kişilerle paylaşılır. Sandık sonuç tutanakları yalnızca ve yalnızca siyasi partilerin ve adayların müşahitlerine ve sandık kurulu üyelerine verilebilir. İlçe seçim kurullarında birleştirme tutanakları düzenlenirken orada da yalnızca ve yalnızca seçim kurulu üyeleri, siyasi partilerin ve adayların müşahitleri ve gözlemcileri olur. Yani seçimlerde demokrasinin vazgeçilmez unsuru olan siyasi partiler ve seçim kurulları vardır.

“MAALESEF İÇİŞLERİ BAKANLIĞI, TÜM VALİLİKLERE YAZDIĞI BİR YAZIYLA ŞUNLARI TALEP EDİYOR: BİR SEÇİM TAKİP MODÜLÜ OLUŞTURMUŞLAR”

Bunları niçin paylaşıyoruz? Maalesef, öyle bir tabloyla karşılaştık ki ve bunu ilk kez bir seçimde yaşıyoruz. İçişleri Bakanlığı’nda paralel bir yapı kurulduğunu tespit ettik. Maalesef İçişleri Bakanlığı, tüm valiliklere yazdığı bir yazıyla şunları talep ediyor: Bir seçim takip modülü oluşturmuşlar İçişleri Bakanlığı bünyesinde. Şöyle diyorlar: Tüm valiliklere, kaymakamlıklara talimat veriyorlar. Diyorlar ki: Nüfusu 20 bine kadar olan ilçelerde en az üç, nüfusu 20 bin ile 100 bin arasında olan ilçelerde en az beş, 100 bin ve üstü olanlarda ise en az 10 personel görevlendirilecek. Görevlendirilen personel sayısı kadar bilgisayara temin edilecek. Görevlendirilen personelin hızlı veri girişi yapabilecek nitelikte bilgisayar kullanmayı bilen kişiler olmasına özen gösterilecek ve bu yapıyla birlikte tüm sandık sonuç tutanakları ve seçim sonuçları takip edilecek.

“TABİİ Kİ YÜKSEK SEÇİM KURULU DA OY BİRLİĞİYLE BU TALEBİ REDDEDEREK KAYMAKAMLIK YA DA BAŞKA BİR İDAREYE SANDIK SONUÇ TUTANAKLARININ VERİLMESİNİN YASAL OLARAK MÜMKÜN OLMADIĞINI KARARINDA VURGULAMIŞ”

İçişleri Bakanlığı’nda oluşturulan yapı… Bir seçim takip sistemi oluşturmuşlar. Örneğin bir kaymakamlık… Kiraz Kaymakamlığı, Kiraz İlçe Seçim Kurulu Başkanlığı’na yazı yazmış. Demiş ki İçişleri Bakanlığı’ndan gelen yazı uyarınca bana sandık sonuç tutanaklarının birer örneklerini anlık olarak vereceksin. Türkiye Cumhuriyeti tarihinde herhalde ilk kez böyle bir şey yaşanıyor. Kiraz İlçe Seçim Kurulu da bunu Yüksek Seçim Kurulu’na sormuş. Benden böyle bir talepte bulunuluyor, ne yapacağım diye. Tabii ki Yüksek Seçim Kurulu da oy birliğiyle bu talebi reddederek sandık sonuç tutanaklarının yasada kimlere verileceğinin açıkça yazıldığını, kaymakamlık ya da başka bir idareye sandık sonuç tutanaklarının verilmesinin yasal olarak mümkün olmadığını kararında vurgulamış.

“BİZ, İÇİŞLERİ BAKANLIĞI’NIN BÜROKRASİSİNİ, MEMURLARINI, KAMU GÖREVLİLERİNİ DE BURADAN UYARIYORUZ. BU KANUNSUZ EMİR VE TALİMATLARA UYMAYIN. BU SUÇLARA ORTAK OLMAYIN”

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu maalesef bir suç işleri bakanı gibi hareket etmeye devam ediyor. Yüksek Seçim Kurulu’nun karşısına İçişleri Bakanlığı’nı koymuş, ilçe seçim kurullarının karşısına da kaymakamlıkları koymuş, paralel bir yapı oluşturmuş. Çünkü, kendisi bu paralel yapıları çok iyi bilen biri geçmişte de. Ama biz, İçişleri Bakanlığı’nın bürokrasisini, memurlarını, kamu görevlilerini de buradan uyarıyoruz. Bu kanunsuz emir ve talimatlara uymayın. Bu suçlara ortak olmayın. Çünkü, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nde seçim sonuçlarını takip etmeye, sandık sonuç tutanaklarını takip etmeye, ilçe seçim kurullarında birleştirme tutanaklarını takip etmeye yetkili tek organ, Yüksek Seçim Kurulu’dur. İl seçim kurulu, ilçe seçim kurulu, Yüksek Seçim Kurulu’dur. Başka hiçbir idare, başka hiçbir organ bu sandık sonuç tutanaklarına, birleştirme tutanaklarına, o torbalara, oy torbalarına dokunamaz. Sandık kurulu başkanları, gerekli görürse polisin refakatini ister. Bunu asla ve asla unutmayacağız.

“YASALAR, İÇİŞLERİ BAKANI SÜLEYMAN SOYLU’YA BÖYLE BİR GÖREV Mİ VERİYOR? HAYIR. GÖREVİNİ KÖTÜYE KULLANAN BİR İÇİŞLERİ BAKANI’YLA KARŞI KARŞIYAYIZ”

Yasalar, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya böyle bir görev mi veriyor? Hayır. Görevini kötüye kullanan bir İçişleri Bakanı’yla karşı karşıyayız. Yüksek Seçim Kurulu da yüksek sesle kendisi dışında hiçbir kurulun, hiçbir organın bu şekilde seçimlere müdahale edemeyeceğini, yüksek sesle ve güçlü bir iradeyle ortaya koymalı.

“HER ZAMAN OLDUĞU GİBİ MİLLİ İRADE, ÜSTÜN OLACAKTIR. MİLLİ İRADENİN ÜSTÜNDE HİÇBİR GÜÇ YOKTUR”

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, 14 Mayıs’ta gerçekleşecek seçimde batının siyasi darbesi olacak demişti. Gerçekten artık akıllarını kaybetmişler. 14 Mayıs’ta seçim tarihini biliyorsunuz Cumhurbaşkanı Erdoğan aldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın tek imza ile aldığı erken seçim kararıyla 14 Mayıs’a gidiyoruz ve tabii ki bu milli iradeye de büyük bir güvensizlik ve saygısızlık. Her zaman olduğu gibi milli irade, üstün olacaktır. Milli iradenin halkın iradesinin üstünde hiçbir güç yoktur. Ama şunu da hatırlatmak isteriz: 15 Temmuz hain darbe teşebbüsünün finansörü dedikleri Birleşik Arap Emirlikleri’ne de nasıl koşa koşa gittiklerini çok iyi biliyoruz.

“İÇİŞLERİ BAKANLIĞI, YÜKSEK SEÇİM KURULU’NA PARALEL BİR SEÇİM TAKİP SİSTEMİNİ NİÇİN OLUŞTURUYOR? KAYBEDECEĞİNİZ ZAMAN DARBE Mİ YAPMAYI PLANLIYORSUNUZ? DEMOKRASİYE, MİLLİ İRADEYE DARBE Mİ GERÇEKLEŞTİRMEYİ PLANLIYORSUNUZ?”

Yine sarayda bir danışman, ’14 Mayıs’ta muhalefetin seçimi kazanması, Türkiye’nin bağımsızlığına darbe olur’ dedi. Sarayın duvarları arasında korku, o kadar büyümüş ki maalesef böyle akıl dışı ve demokrasiye darbe niteliğinde açıklamalar yapabiliyorlar. İşte gerçek beka sorunu budur. İçişleri Bakanlığı, Yüksek Seçim Kurulu’na paralel bir seçim takip sistemini niçin oluşturuyor? Kaybedeceğiniz zaman darbe mi yapmayı planlıyorsunuz? Demokrasiye, milli iradeye darbe mi gerçekleştirmeyi planlıyorsunuz? İşte maalesef böyle bakanların, böyle bir yönetim anlayışının bu ülkede egemen olması, bu derece partizanlık ve böylesine bir parti devletini inşa etmek, gerçek bir beka sorunudur.

“BORÇ ALAN EMİR ALIR DEMİŞTİ ERDOĞAN. HER GÜN BORÇ ALIYORLAR. TÜRKİYE MAALESEF, DÜNYADA EN YÜKSEK FAİZLE VE DOLAR ÜZERİNDEN BORÇLANAN ÜLKE”

Borç alan emir alır demişti Erdoğan. Her gün borç alıyorlar. Türkiye maalesef, dünyada en yüksek faizle ve dolar üzerinden borçlanan ülke. İşte gerçek beka sorunu budur. Gerçek beka sorunu, Türkiye’nin her gün 73 milyon dolar faiz ödemesidir. Gerçek beka sorunu, 21 yılda bu iktidarın toplam 537,6 milyar dolar faiz ödemesidir. Türkiye’nin bütçesini, tefecilere, faiz lobilerine teslim etmesidir. Dünyada en yüksek enflasyona sahip olmak ve yoksulluğu, yolsuzluğu büyütmektir gerçek beka sorunu. Ama bu adaletsiz düzeni hep birlikte 14 Mayıs’tan sonra değiştireceğiz.

“SAYIN SÜLEYMAN SOYLU, SEN BİR KERE KENDİN BİR SİYASİ PARTİDEN MİLLETVEKİLİ ADAYISIN. SEN KENDİN BİR ADAYSIN. SEN, BAKANLIK KOLTUĞUNDAN ALDIĞIN GÜÇLE BAKANLIK BÜNYESİNDE NASIL BÖYLE BİR PARALEL SEÇİM TAKİP SİSTEMİ KURABİLİRSİN?”

Siyasi ahlaklarını da yitirmişler. Sayın Süleyman Soylu, sen bir kere kendin bir siyasi partiden milletvekili adayısın. Sen kendin bir adaysın. Sen, bakanlık koltuğundan aldığın güçle bakanlık bünyesinde nasıl böyle bir paralel seçim takip sistemi kurabilirsin? Bu yasal yetkiyi, bu görevi nereden alıyorsun? Hangi güçler seni yönlendiriyor? İşte hep sorun sistemde diyoruz ya bir İçişleri Bakanı’nın, bir Adalet Bakanı’nın, bir Ulaştırma Bakanı’nın tüm bakanların bakanlık koltuklarını bırakmadan bir siyasi partiden milletvekili adayı olmaları, ancak böyle ucube bir sistemde gerçekleşebilir.

“BU MEMLEKETE ADALETİ YA GETİRECEĞİZ YA GETİRECEĞİZ”

Genel Başkanı’mızın her zaman vurguladığı gibi bu memlekete adaleti ya getireceğiz ya getireceğiz. Bizim en çılgın projemiz, adalettir. Çünkü, adalete çok ihtiyacımız var. Adaletin olmadığı yerde huzur olmaz. Adaletin olmadığı yerde aş, iş, ekmek olmaz. Onun için yüksek sesle her yerde hak, hukuk, adalet diyoruz. Böyle büyük bir partizanlığı, böyle bir parti devleti yönetimini Türkiye kesinlikle hak etmiyor. Onun için 14 Mayıs’ta bu seçim ilk turda bitmeli ve Türkiye kazanmalı. 85 milyon kazanmalı. Demokrasiye ve hukukun üstünlüğüne inanan milyonlarla birlikte bu adaletsiz düzen bu ucube sistem değişmeli.”

“ONLARI 14 MAYIS GÜNÜ MİLLİ İRADE GÖNDERECEK, UĞURLAYACAK SANDIKTA. NE DEMEK BİZ GİTMİYORUZ? MİLLİ İRADENİN, HALKIN İRADESİNİN ÜZERİNDE Mİ GÖRÜYORLAR KENDİLERİNİ?”

Gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Erkek, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin açıklamalarının sorulması üzerine şu açıklamayı yaptı:

“Onları 14 Mayıs günü milli irade gönderecek, uğurlayacak sandıkta. Ne demek biz gitmiyoruz? Milli iradenin, halkın iradesinin üzerinde mi görüyorlar kendilerini? Demokrasiden bu kadar mı uzaklaştılar? Millet İttifakı’nın verdiği mücadele bir demokrasi, bir adalet mücadelesidir. Önümüzdeki seçim, her zaman söylediğimiz gibi referandum niteliğinde bir seçim olacak. Sistemden beslenenlerle, sistemi değiştiremezsiniz. Bu memlekette Kandil’de PKK ile Oslo’da görüşen tek iktidar, Erdoğan iktidarıdır. İktidara geldiklerinde bir tek şehidimiz dahi gelmiyordu. Terör, sıfırlanmıştı. Biz tüm terör örgütleriyle kararlılıkla mücadele edeceğiz. İşte bugün İçişleri Bakanı görevini yapmadığı için hukuk dışı, yasa dışı işlerle uğraştığı için uyuşturucu baronları cirit atıyor ülkemizde.”

“BİR KORKU KÜLTÜRÜNE EGEMEN KILMAYA ÇALIŞIYORLAR. HİÇ KİMSE MERAK ETMESİN BU KORKU İMPARATORLUĞUNU YIKACAĞIZ. HALKIMIZLA BİRLİKTE YIKACAĞIZ”

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun sosyal medyadan İletişim Başkanı Fahrettin Altun ve ekibiyle ilgili yaptığı açıklamanın anımsatılması üzerine Erkek, “Bir korku kültürüne egemen kılmaya çalışıyorlar. Hiç kimse merak etmesin bu korku imparatorluğunu yıkacağız. Halkımızla birlikte yıkacağız. İçişleri Bakanı’nın da ne yapmak istediğinin farkındayız. İletişim Başkanı’nın da ne yapmak istediğinin farkındayız. Bu saray iktidarının da ne yapmak istediğinin farkındayız. Ama ne yaparlarsa yapsınlar, milli irade egemen olacak ve demokratik hukuk devletini yeniden tesis edeceğiz” dedi.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir