ABD-Türkiye işbirliğinin sembollerinden Fulbright bursu, 75 yılda 5 bin 710 öğrenciye ulaştı

İki ülke arasında ilişkiler denildiğinde akla sıkça tarafları birbirine bağlayan uluslararası kuruluşlar, liderler arası ilişkiler ve yapılan dostane açıklamalar gelse de başkentleri birbirine bağlayan birçok organizasyon ve kurum vardır. Bunlar, ilişkilerin kötüleştiği dönemde bile faaliyetlerini sürdürür, ilişkilerde farklı seviyelerde bağı ayakta tutar. Buna örnek olarak gösterilebilecek Türkiye ve ABD arasında eğitim ve kültürel temas işbirliğinin önemli sütunlarından Fulbright programı da, bu sene Türkiye’de 75. yılına giriyor. 

Fulbright burs programı, 1946 yılında, insanlık tarihinin en karanlık dönemlerinden biri olan 2.Dünya Savaşı’nın akabinde Senatör J. William Fulbright tarafından kuruldu. Program, savaşların milyonları öldürdüğü bir dönemde, genç yaşta kültürler arası temasın artmasının karşılıklı anlayışı geliştireceği düşüncesi üzerine kurulmuştu. Program geliştikçe farklı ülke vatandaşlarının burslu yükseköğrenim (Yüksek lisans/doktora) için ABD’ye, ABD vatandaşlarının ise başka ülkelere gitmesini sağladı. 

Türkiye Fulbright Eğitim Komisyonu, ABD ve Türkiye arasında 1949 yılında imzalanan ikili anlaşma ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’nden geçen 13 Mart 1950 tarih ve 5596 sayılı kanun çerçevesinde çalışmalarına başladı. 


Anlaşmaya dair gazete kupürleri / Kaynak: Fulbright Türkiye Komisyonu

ABD’nin Ankara Büyükelçiliği’nin T24’e verdiği bilgiye göre anlaşmadan sonra geçen 75 yılda Türkiye Fulbright Komisyonu’nun 5 bin 710 mezunu oldu. Programdan faydalananların 3 bin 873’ünün Türkiye, bin 837’sinin ise ABD vatandaşı olduğu belirtildi. 

Fulbright Türkiye Programı hem ABD hem de Türk hükümetleri tarafından fonlanıyor. Türkiye’nin yaptığı mali katkının yüzde 100’ü Türk öğrenciler için, ABD’nin ise yüzde 75’i Türk, yüzde 25’i ise ABD’li öğrenciler için kullanılıyor. Verilen bilgiye göre program için Türk öğrencilere ABD’li öğrencilere kıyasla daha çok burs ayrılıyor. 

İstanbul’daki Amerikan Kız Koleji’ne gelen sanat tarihçi Margaret Bouton, Türk kahvesi yaparken 1951 / Washington D.C.’deki National Gallery of Art

“Türk-Amerikan ilişkilerinin dengede kalmasında önemli rol oynuyor”

ABD Ankara Büyükelçiliği Kültür Ataşesi Gabrielle Price, T24’e yaptığı açıklamalarda Fulbright’ın Türkiye ve ABD arasındaki ikili işbirliğinin en güçlü sembollerinden biri olduğunu söyledi. Programın Türkiye ve ABD halkları arasında yüz yüze temasın en önemli bloklarından biri olduğunu belirten Price, “İnsanlar arası temas, kriz zamanlarında durumu stabilize edebiliyor. Dolayısıyla programın iki ülke arasındaki ilişkinin dengede durmasında da rol oynadığına inanıyorum” diye konuştu. 

Programın hem Türk hem de ABD’li başarılı öğrenciler için ücretsiz eğitim imkanı sunmasının yanı sıra bursiyerlerin iki önemli ülke hakkında bilgi edinmesini sağladığını vurgulayan Price, Türkiye’de eğitim görmüş ABD’li öğrenciler hakkında şu bilgiyi verdi. 

“Buraya (Türkiye’ye) gelen ABD’li öğrenciler çok önemli bir ülke hakkında bilgi sahibi oluyor. Bence Türkiye, ABD’de daha çok çalışılması gereken bir ülke. Burada öğrendikleri, onlara ABD’ye döndüklerinde daha rekabetçi olmalarını sağlayan benzersiz bir beceri ve bilgi seti kazandırıyor. Mesela burada bir üniversiteye gelip uluslararası ilişkiler okuyan öğrencilerimiz oldu, ancak bu sırada aynı zamanda Türkçe’yi öğreniyorlar. Türkçe’yi iyi konuşabilen pek fazla Amerikalı yok. O yüzden bu öğrenciler hem Türkiye hakkında bilgi sahibi olarak, hem de dil öğrenerek ABD’de öne çıkıyor. Bu da Türkiye üzerine çalışmalar yapan araştırma kurumlarında veya devlet kurumlarında çalışmalarının önünü açıyor.”

Price, iki ülkeden bursiyerlerin de genellikle beşeri bilimler, uluslararası ilişkiler ve işletme gibi dallarda eğitim almayı tercih ettiğini belirtti. Özellikle Türkiye’den gelen mühendislik öğrencilerinin ABD’de üstün başarılar gösterdiğini ifade eden Price, “Çoğu o kadar yetenekli ki hayallerini gerçek yapmak için Fulbright bursuna bile ihtiyaçları yok” diye konuştu. 

“Kriz günlerinde pozitif gündem”

Fulbright programının varlığının Türkiye-ABD ilişkilerinin kötüleştiği dönemlerde de pozitif gündem oluşturulmasını sağladığını belirten Price, şunları söyledi: 

“Çünkü bu program, ülkelerimize zorlu günlerde bile üzerinde birlikte çalışabileceği olumlu bir konu veriyor. Toplumlarımızın en parlak insanlarından bazılarının bir araya gelip önemli konuları konuşması için bir forum yaratıyor. Mesela diyelim ki kriz zamanındayız, ama iki farklı ülkeden akademisyen birbirinin ülkelerine gidip oradaki meslektaşlarıyla yan yana çalışıyor. Bu işlerin olumlu yöne ilerlemesine katkı sağlar. Fulbright ayrıca Türkiye’de ve ABD’de insanların birbirlerinin ülkesi hakkında duyduğu söylemleri aşmasını sağlıyor. Biliyorsunuz, bazen biriyle tanışırsınız ve onun sayesinde ülkesi hakkındaki tüm anlayışınız değişir.”

Fulbright bursuyla ABD’ye giden öğrencilerin, yükseköğrenimlerini tamamladıktan sonra en az 2 seneliğine Türkiye’ye dönmesi şart koşuluyor. Price, programın hedeflediklerine ulaşabilmesi için bu şartın çok önemli olduğunu vurgulayarak, “Öğrencilerin edindiği becerileri meslektaşlarıyla paylaşmalarını ve Türk toplumunu zenginleştirmelerini istiyoruz” diye konuştu.

Fulbright Türkiye Komisyonu’nun mezunları arasında eski Ekonomiden Sorumlu Başbakan Yardımcısı ve DEVA Genel Başkanı Ali Babacan, eski NATO Daimi Temsilcisi Hüseyin Diriöz, müzikbilimci ve piyanist Filiz Ali ile ‘hocaların hocası’ olarak bilinen 103 yaşındaki siyaset ve iletişim bilimci Nermin Abadan Unat da bulunuyor. 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir